Herkesin Izdırabı Farkındalığı Kadardır
İnsanın insanla bitmeyen mücadelesi. Övgüler, sövgüler, eleştiriler, havada çarpışan egolar, bitmeyen söz düelloları, alçaltıcı bakışlar, bakışa gömülen akışlar. Hayatın içinde
İnsanın insanla bitmeyen mücadelesi. Övgüler, sövgüler, eleştiriler, havada çarpışan egolar, bitmeyen söz düelloları, alçaltıcı bakışlar, bakışa gömülen akışlar. Hayatın içinde
Ben acı çekerken sen gülemezsin, sağlıklı insan olarak düşündüm yine. “Olması gereken,” dedim. Ama oldu mu? Olmadı. Sükûtuhayal… Sevdi mi,
Zoraki de olsa bu metaforu anlamaya itilmek, bazen doğru olanı kabullenmeye benzer. Olması gerekeni görmek, kötünün iyisini bir şans olarak
Hayat… Yazdım, yazdım, sildim. Sildim, sildim, tekrar yazdım. Meramımı anlatmaya bir lisan, bir insan bulamadım. Durdum, dinlendim; oysa yorulmuş da
İnsan, bilmediğinin düşmanı; bildiğinin ise yabancısıdır. Peki, bilmek anlamakla eşdeğer midir? Bilmenin bir yükümlülüğü var mıdır? Anlamak bilmekle kardeşse, neden
Bir gülüşün ardında sayısız kırgınlık, kırk yıllık dostluğun içinde nice ihanetler, bir yalanın ise yıllara bedel ağırlıklar taşıdığını öğrenmek, bu
İnsanlık, kendi içinde bir labirent gibi kaybolmuş, her bir koridorda başka bir çelişkiyle yüzleşiyor. Bir yanda dünyayı kurtarmak için çırpınan